ebeda

Sonu Olmayan Bir Yolda Birlikte Yürüyenlerin Sitesi
AnasayfaAnasayfa    Radyo  SSSSSS  AramaArama  Giriş yap  Kayıt OlKayıt Ol  
Son Konular
Konu Son Yazan GöndermeTarihi
Çarş. Kas. 15 2017, 21:26
Salı Kas. 14 2017, 03:24
Salı Kas. 14 2017, 01:22
Salı Kas. 14 2017, 01:10
C.tesi Kas. 11 2017, 04:59
C.tesi Kas. 11 2017, 04:22
C.tesi Kas. 11 2017, 04:20
C.tesi Kas. 11 2017, 04:18
C.tesi Kas. 11 2017, 04:15
Çarş. Ekim 25 2017, 15:02
Salı Ekim 17 2017, 03:48
Salı Ekim 17 2017, 03:44
Salı Ekim 17 2017, 03:36
Salı Ekim 17 2017, 03:34
Salı Ekim 17 2017, 03:33

Paylaş | 
 

 Elimizden kayan hazine

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cennet Çiçeği
Özel Üye
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 5244
Kayıt tarihi : 02/08/10
Yaş : 46

MesajKonu: Elimizden kayan hazine   Perş. Ara. 20 2012, 20:51

Elimizden kayan hazine
Vakt-i seher leyl ü nehar fırsattır bilene…

Seher vakti bağışlanma dilemek

ALLAH-u Zülcelâl, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Onlar (takvaya erenler) ki, ‘Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru’ diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, (mallarını ALLAH yolunda) hayra sarf eden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.” (Âl-i Îmrân; 17)

Görüldüğü gibi, seher vaktinde ALLAH-u Zülcelal'e yalvararak tevbe istiğfar eden kimseleri, ALLAH-u Zülcelâl bu ayet-i kerimede methetmiştir. Daha sonra, seher vaktinde istiğfarda bulunan kimselerin, güzel bir amel işlediklerinin yanında,takva sahibi kimselerin seher vakitlerinde bağışlanma dileyen kimseler olduğunu beyan etmiştir.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemde bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “ALLAH-u Teâlâ, her gecenin üçte biri kalınca rahmeti ile dünya semasına iner (nüzul eder) ve şöyle buyurur: ‘Mülkün sahibi benim! Dua eden kim ise onun duasını kabul edeyim. Kim, benden bir şey isterse ona vereyim. Kim, benden bağışlanmayı isterse onu bağışlayayım.” (Buhari, Müslim)

İnsan, ALLAH-u Zülcelal'in rahmetine muhtaç bir mahlûkolarak geceleri hiç olmazsa uykusundan az bir miktar feda edip ALLAH-u Zülcelal'in rızasını kastederek iki rekât namaz kılarsa bu fedakârlığa bakarak ALLAH-u Zülcelâl de:“Kulum, diğer insanlar uykudayken uykusunu bölüp bana, ibadet etti” diyerek, o kulunu af ve mağfiret edebilir. Yeter ki insan, ALLAH-u Zülcelal’in affına müşteri olsun.

Abdullah b. Ömer radıyallahu anhu, gece kalkıp namaz kılar, sonra Nâfi'ye: “Seher vakti geldi mi?” diye sorardı. Eğer Nâfi“Evet” derse dua ve istiğfara başlar, sabaha kadar devam ederdi.

Seleflerimizin yaşantılarına baktığımız zaman, ömürleri boyunca seher vakitlerini hep ibadetle geçirdiklerini görürüz. NitekimŞakik-i Belhirahmetullahi aleyhi:“Kabrimin aydınlık olmasını istedim, onu seher vaktinde namaz kılmakta buldum” demiştir.

Ali b. Bekkârrahmetullahi aleyhi ise: “Kırk seneden beri, fecrin doğuşundan başka beni üzen bir şey olmamıştır”demiştir.

Kıyamet günü fayda verecek olan şeyler

Seher vaktini af ve mağfiret talep etmekyada zikirle, ibadetle geçirmek kadar, gece bir miktar uyuduktan sonra, uykusundan fedakârlık etmek suretiyle insanın rahatını bozarak, kalkıp ibadet etmesi de çok kıymetlidir. Bizden önceki büyüklerimiz buna da önem vermiş ve devam etmişlerdir.

NitekimHz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir gün, Ebu Zer Gıfârî radıyallahu anhuya:
- Eğer sefere gitmek istersen, onun için hazırlık yapar mısın? Diye sormuş. O:
- Evet, demiş. Bunun üzerine,Efendimiz aleyhissalatu vesselam:
- O halde kıyamet yolunun seferi, nasıl olur ey Ebu Zer? O gün sana fayda verecek şeyleri haber vereyim mi? Diye,tekrar sormuşlar. O:
-Anam babam sana feda olsun ey ALLAH'ın Resulü,evet! Diye cevap vermiş, bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Ebuzer radıyallahu anhuya şöyle buyurmuşlar:
- Sıcak günde, mahşer günü için oruç tut. Kabrin vahşeti için gecenin zifiri karanlığında iki rekât namaz kıl. Büyük işlere hazırlıklı olmak için Hac yap. Miskine sadaka ver.Doğru söyle ve çirkin sözlerden kaçın. (İbnEbî Dünya, İbnMuhalled'denmürsel olarak)
Hz. Aişe radıyallahu anhaanamız şöyle anlatmıştır: “Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, geceleri ayakları yarılıncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona:
- Senin geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde, bunu niçin yapıyorsun, dedim.
- Ben de şükreden bir kul olmayayım mı? Buyurdu. (Buhari, Müslim)

Cabir radıyallahu anhudan rivayetle, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem başka bir hadis-i şerifinde ise şöyle buyurmuştur: “Gece, bir saat vardır ki bu saatte ALLAH'tan dünya ve ahiret işiyle ilgili bir hayır isteyen müslüman kul (o saate)rastlarsa mutlaka istediği kendisine verilir. Bu, her gece olur.” (Müslim)

Ebu Hureyre radıyallahu anhudan gelen bir başka rivayette ise Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemşöyle buyurmuştur: “ALLAH, gece kalkıp namaz kılan, hanımını da uyandıran, uyanmasa yüzüne biraz su serpen kocaya rahmet etsin. Gece kalkıp namaz kılan, kocasını uyandıran, uyanmasa yüzüne su serpen hanıma da ALLAH rahmet etsin.” (Ebu Davud, Nesai, İbnMace)

Rasulullah gece namazınıterk etmezdi

Abdullah b. EbîKaysradıyallahu anhu Hz. Aişe radıyallahu anhanın şöyle dediğini rivayet etti: “Gece ibadetini terk etme. Zira Rasulullah sallallahualeyhi vesellem onu terk etmezdi. Hastalandığı veya (aşırı) yorulduğu zamanoturarak namaz kılardı.” (Ebu Davud, İbnHuzeyme)
Bütün bunlardan sonra,her insanın, her ne kadar onlar gibi yapamıyorsa da denizden bir damla da olsa onlara mutabaat yapmaya gayret göstermesi gerekir.

Hasan b. Sâlih'in bir cariyesi vardı. O cariyeyi birisine sattı. Gece yarısı olduğu zaman cariye kalktı ve:
-Ey evin sakinleri! Namaza! Namaza! Diyerek, hane halkına seslendi. Onlar uyandıklarında:
-Galiba sabahladık, fecr oldu mu? Diye sordular. O cariye olan Saliha kadın:
-Siz, farz namazlardan başka namaz kılmıyor musunuz? Diye sordu. Onlar:
-Evet, biz farzdan başka namaz kılmıyoruz, diye cevap verdiler. O cariye bundan müteessir oldu ve Hasan b. Salih'in yanına giderek:
- Ey efendim! Beni öyle birilerine satmışsın ki, farz namazdan başka namaz kılmıyorlar. Beni geri al! ...Dedi. O da geri aldı.

Tâvus rahmetullahi aleyhi, yatağının üzerine uzandığı zaman, ateşe tutulan sac üzerinde tanelerin zıplaması gibi hareketler yapardı. Sonra kalkar, sabaha kadar namaz kılardı. Sonra şöyle derdi: “Cehennemi anmak ve hatırlamak, abidlerin uykusunu kaçırmıştır.”

Hasan Basrî radıyallahu anhu ise şöyle demiştir: “Gecenin zahmetinden daha şiddetli ve nefse daha ağır gelen ve bir de şu malın ALLAH yolunda infak edilmesinden daha zor olan bir amel tanımıyorum.”

Rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yanında gece uyanmadan sabahlayan birinden bahsettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “Şeytan onun kulağına bevletmiştir.” buyurdu. (Buhari, Müslim, Nesai)




İşte,buradan da anlaşılıyor ki gece ibadeti, ahirette çok büyük mükâfatları kazanmaya vesiledir. Bütün bunlardan sonra, insan gece uykusundan fedakârlık yaparak, korku ve ümit içerisinde ALLAH-u Zülcelal'e yalvarmalıdır. İnsan nasıl ki bir yolculuğa çıkarken hazırlık yapıyorsa kıyamet yolculuğunda da gece ibadeti gibi kendisine faydalı olacak sebeplere sarılmalıdır.

ALLAH-u Zülcelâl başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için nice aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.” (Secde; 17)

Demek ki ibadetle vaktini geçiren kimse, kendisi için hazırlanan mükâfatı ve hazineleri bilemez. Onun için bundan kendimizi mahrum etmeyelim.

Bu kıymetli mükâfatın, herkes kendisine nasip olmasını ister. Fakat dünya muhabbeti, nefs ve keyf-ü sefa, insana hicap ve mani oluyor.

Vakit bitmeden hazırlığımızı tamamlayalım

Mürşidim Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri, bazen vakti ALLAH’ın rızasına uygun işlerde harcamak hususunda şu hikâyeyi anlatırdı:
“Eski insanlar buğdayını biçtiği zaman, geride bazı taneler kalırdı. Fakir kadınlar ve erkeklerde onu toplardı. O zamanlar, dul bir kadın ve yetişmiş birde kızı vardı. Buğdaylar biçildikten sonra o kadına:
- Gidin geride kalan taneleri toplayın. Şimdi tam zamanıdır. Eğer toplamazsanız kış mevsiminde perişanolursunuz. Kızın da sana yardım etsin, dediler. Bu sözler karşısında, kadın:
- Biz toplayıp ne yapacağız? Zaten ben ihtiyarım yakında öleceğim. Kızımda yetişkin olduğu için onu evlendireceğim. Dolayısıyla o tanelere ihtiyacımız yoktur, diye cevap verdi.
Kış geldiğinde ne ihtiyar kadın öldü ne de nasibi olmadığı için kızı evlenebildi. Kış mevsimi geldi, hava soğudu, evde birşeyleri olmadığı için perişan oldular. Kadın sokağa çıkıp:
- Buğday toplama yeri neresidir? Bana gösterin ki biraz buğday toplayayım,deyince, ona:
- Bu zaman buğday toplama zamanı değildir, her tarafı kar kaplamıştır. Onun vakti yaz mevsimindeydi, dediler.

Mürşidim Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri bu olayı anlattıktan sonra şöyle derdi: “İşte, bu dünyada daha vücudumuzda hayat varken, şimdi buğday toplama zamanı iken, hazırlığımızı yapalım. Kış mevsimi geldiği, kar diz boyu olduğu zaman, yani ölüp de kabre girdikten sonra pişman olacağız. ‘Bana bir yol gösterin!’ diyeceğiz. Ama o zaman iş işten geçmiş olacak ve amel yapma vakti bulunmayacaktır.”

Evet, şimdi amel yapma zamanı iken, elimizden geldiğince bunu değerlendirelim. Şimdi elimizde fırsat vardır. Fırsat bittikten sonra, o ihtiyar kadın gibi perişan oluruz. Vaktimiz en büyük sermayemizdir. Onu en kıymetli işler için kullanmalı, daha elimizde fırsat varken, ALLAH’ın rızasını kazanmak için harcamalıyız.

ALLAH-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Âmin)

SEYDA Muhammed KONYEVİ

.
..............
...............
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MaVi_GüL
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 16657
Kayıt tarihi : 03/07/08

MesajKonu: Geri: Elimizden kayan hazine   Cuma Ara. 21 2012, 02:05

çiçek5 Allah razı olsun çiçek5
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Elimizden kayan hazine
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ebeda :: İslami Konular :: Genel İslami Konular-
Buraya geçin: