ebeda

Sonu Olmayan Bir Yolda Birlikte Yürüyenlerin Sitesi
AnasayfaAnasayfa    Radyo  SSSSSS  AramaArama  Giriş yap  Kayıt OlKayıt Ol  
Son Konular
Konu Son Yazan GöndermeTarihi
Çarş. Kas. 15 2017, 21:26
Salı Kas. 14 2017, 03:24
Salı Kas. 14 2017, 01:22
Salı Kas. 14 2017, 01:10
C.tesi Kas. 11 2017, 04:59
C.tesi Kas. 11 2017, 04:22
C.tesi Kas. 11 2017, 04:20
C.tesi Kas. 11 2017, 04:18
C.tesi Kas. 11 2017, 04:15
Çarş. Ekim 25 2017, 15:02
Salı Ekim 17 2017, 03:48
Salı Ekim 17 2017, 03:44
Salı Ekim 17 2017, 03:36
Salı Ekim 17 2017, 03:34
Salı Ekim 17 2017, 03:33

Paylaş | 
 

 Sorunlarla birlikte mutlu olabilirsiniz!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
miftah
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 3076
Kayıt tarihi : 26/07/08

MesajKonu: Sorunlarla birlikte mutlu olabilirsiniz!   Salı Ara. 02 2014, 13:20


Sorunlarla birlikte mutlu olabilirsiniz!

Ailesinde arzuladığı mutluluk atmosferini yakalayamayan çok kimse aşamadığı engellerden ve çözemediği sorunlardan yakınır hep. Dağ gibi sorunların altında inim inim inlediğini düşünür. Seminerlerime katılanlara kendi hayatımdan örnekler verir, yaşadığım sorunlardan bahsederim. "Meğer sizin de sorunlarınız varmış hocam" diyen çok kimse gördüm.

Böyle diyenler sorunlarla mutluluk arasında doğrudan bir ilişki kuruyorlardı. Basit bir mantıkla, ne kadar çok sorununuz varsa o kadar mutsuzdunuz. Tabiî ki, ne kadar derdiniz az ise, o kadar mutlu ve huzurlusunuz demekti. Oysa sorun mutsuzluğa eşit olmadığı gibi, sorunsuzluk da mutluluk getirmeyebilir. Bir sorunun mutluluk veya mutsuzluk getirmesini, sizin bakış açınız ve onu yorumlayış biçiminiz belirler.
Güneydoğuda şehit edilen bir askerin cenaze merasimini bizzat veya televizyon ekranlarından görmüşsünüzdür. Başta anne ve babası olmak üzere yakın akrabaları ağıtlar yakar, feryad ü figan eder, tabutu öper veya resmine sarılırlar. Kolay değil, ciğer paresi ölmüş, ana yüreği dağlanmıştır.

* * *
Yıllar önce Sudan'a giden bir tanıdığım anlatmıştı. Bir köyü ziyarete gitmişler. Davul zurna eşliğinde bayram ediyorlarmış.
Hayrola düğün mü var, diye sormuşlar.
Aldıkları cevap ilginç ve şaşırtıcı:
Hayır, güneydeki savaşta bir askerimiz şehit oldu. Köyümüzden bir şehit çıktığı için bayram ediyoruz.
Görüyorsunuz, olay aynı, bakış açısı ve yorum farklı. Evlâdını şehit verdiği için birisi ağlıyor, diğeri gülüyor. Birisi üzülüyor, diğeri seviniyor. Bir taraf matem tutuyor, diğer taraf bayram ediyor.
Benzer bir durumu ülkemizde de görebilirsiniz. Az da olsa şehit cenazelerinde kameralara sabır ve metanetle bakan, "ALLAH yolunda bir oğlum değil, bin oğlum feda olsun" diyen babalara da rastlarız.
Hayatı dünyadan ibaret gören bir baba için oğlunu kaybetmek kadar acı bir şey olamaz. Ama şehitlerin gerçekte ölmeyip yaşadıklarını ve ahirette kendisine şefaat edeceklerini bilen bir kimse için şehit babası olmak büyük bir şeref ve mutluluktur.

DÜNYANIN EN SORUNLU
AMA MUTLU İNSANI
Bilmem hiç düşündünüz mü? Dünyanın gelmiş geçmiş en sorunlu, ama en mutlu insanının kim olduğunu biliyor musunuz? Yine dünyanın en çok ağlayan, ama en fazla tebessüm eden insanı kimdir?
Belki bugüne kadar böyle bir soruyla karşılaşmamış olabilir, böyle bir soruyu çelişkili görebilirsiniz. Oysa hiç de öyle değil. İki sorunun cevabı da aynı insan. Dünyanın en dertli, ama en mutlu; en çok ağlayan, ama en çok tebessüm eden insanı, Peygamber Efendimiz sallallahu Aleyhi ve Sellem�dir.
O ömrü boyunca çok büyük çileler, sıkıntılar, işkenceler, hicretler, savaşlar gördü. Doğmadan iki ay önce babasını, 6 yaşında annesini, 8 yaşında dedesini kaybetti. Onu müşriklere karşı koruyup kollayan amcası Ebu Talib ile en büyük destekçisi olan sevgili eşi Hazreti Hatice Validemiz aynı yıl vefat etti. Hazreti Fatıma Validemiz dışındaki 6 çocuğunun vefatını gördü.
Bu acılara hangi yürek dayanır?
Bilmem en yakınlarınızdan birisini kaybettiniz mi? İnsana en acı veren ölüm, anne baba, eş, kardeş ve evlât ölümüdür. Üzüntünüz aylarca, hatta yıllarca devam edebilir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu acıların hepsini de yaşadı. Hele yakın dostları olan arkadaşları savaşlarda şehit oldu. Bu acılara hangi yürek dayanır, hangi insan tahammül eder?
İslâmın ilk günlerinden itibaren sayısız işkence, hakaret, alay ve ekonomik ambargolara göğüs gerdi. Yurdundan çıkmak zorunda kaldı. 7 yılda 25 savaşa katıldı. Hem de ne savaş! Günümüzde olduğu gibi, sabah erkenden uçağa binerek birkaç bomba atıp, tekrar karargâha dönerek kahvaltısını yapıp savaşa devam eden asker gibi değil. O zaman günlerce aç ve susuz kızgın çöl kumlarında giderek savaş yapılıyordu.
Bütün bu acılara rağmen o Yüce Nebi Sallallahu Aleyhi Ve Sellem mutluydu. Üstelik onun mutluluğu başkalarına da bulaşıcıydı. Getirdiği nur, diğer insanları da mutlu ediyordu. O kadar ki, yaşadığı çağa "Asr�ı Saadet" deniyordu. Yani "Mutluluk Çağı".
Her şeye rağmen mutluydu, huzurluydu. Çünkü son peygamberdi. Çünkü Habibullah'tı, ALLAH'ın sevgilisiydi. Çünkü ALLAH ona hiç kimseye ihsan etmediği nimetler vermişti. Sadece onu huzuruna kabul etmiş, bizzat görüşmüştü. Ve o sabahlara kadar dua ve ibadet eder, çağlayanlar gibi gözyaşı döker, ümmeti için ağlardı, ama en çok gülümseyen de oydu. İnsanlar hiçbir zaman suratı asık, kaşları çatık görmemişlerdi onu. Hep mütebessimdi çehresi.
Çünkü olayların gerçek yüzünü görüyordu. Sorunların sadece bize ve dünyaya bakan yüzüyle ilgilenmiyor, onların mana ve mahiyetini, sebep ve hikmetini biliyordu. Hangimiz onun ve arkadaşlarının çektiklerini çektik?

* * *
Tarihte sorunlarıyla savaşıp hedeflerine ulaşan sayısız insan vardır. Biz onların çektikleri acıların hiçbirini çekmedik.
Elbette herkesin bir derdi, bir hikâ-yesi vardır. Mutlaka sorunlarımızı çözmek için uğraşacağız, ama sorunlarımızın bize kazandırdıklarını görmeliyiz ki, boşuna acı çekmeyelim, daha da önemlisi umutsuz olmayalım.

SORUNLAR
ÖĞRETMENİMİZDİR
Çoğumuz ağır sorunlarla karşılaşınca şikâyetçi oluruz. Oysa çektiğiniz sıkıntılar, karşılaştığınız sorunlar aynı zamanda öğretmeninizdir. Her sorun sizi pişirir, olgunlaştırır, mücadele azminizi kamçılar. Yeteneklerinizin geliştiğini, yeni hünerler edindiğinizi görürsünüz. Hiç şaşırmayın. Çünkü sorunlardan kurtulmak için yöntemler ararken, çok şey öğrendiniz. Belki aynı sorunla boğuşan nice insana yardımcı olacaksınız. Belki birçok insan sizin tecrübelerinizle sıkıntılarını giderecek ve mutluluğu yakalayacak.
Birçok aile danışmanı, kendi ailesinde veya çevresindeki sorunları doğru gözlemleyip, çözme becerisi gösterdiği için kazanmıştır. Aslında her ailede, iletişim ve uyum zorlukları, sorunlarla mücadelede zaaf, huzuru keşfetme becerisinde yetersizlik olur.
Boşanan her çift, aslında sorunlarını öğretmen görüp, kendilerini yetiştirebilirlerdi. Fakat pek azı bu zor, ama doğru yolda ilerliyor. İşte bunlardan birisi olan Dr. Gary Chapman, ailesindeki sorunları gördüğünde pes etmeyi değil, mücadeleyi tercih etti. Yazdığı kitaplarla ve danışmanlık yaptığı ailelerle dünyaya mutluluk saçtı.
Ailesinde ağır sorunlar yaşadığına inananlar! Neden bunları çözüp sayısız insana öğretmenlik yapmayı düşünmüyorsunuz?

MUTLULUK
FARKINDA OLMAKTIR
Mutluluk bir bakıma sahip olduğunuz nimetlerin farkında olmaktır. Doğrusunu isterseniz, bize verilen nimetlerin kıymetini takdir etmek bir tarafa varlığından bile habersiziz. Hangimiz vücudumuzdaki hormonların, salgı bezlerinin ne işe yaradığını biliyor? Oysa onlardan birisindeki aksaklık, tüm hayatımızı zehir eden bir soruna dönüşebiliyor.
Varlık ve sağlık nimetinin yüceliğini ve değerini bilemiyoruz. Yürümenin muhteşem gücünü, yakalandığı bir hastalıktan dolayı aylarca yatmak zorunda olanlara sorun. Duymanın benzersiz lezzetini, kulak zarındaki problem yüzünden işitme duyusunu bir süre kaybettikten sonra sun'î zarla duymaya başlayan birisinden dinleyin. Gözünden katarakt ameliyatı olduktan sonra kararan dünyası tekrar aydınlanıp renk cümbüşüyle boyanan birisine sorun bakalım, görmek ne harika bir nimetmiş!
Yazık ki, kolayca elde edilebilecek varlıkları zenginlik sanıyoruz. Olmayınca mutsuz oluyoruz. Oysa asıl zenginlik hepimize Yüce Yaratıcı tarafından verilmiş, kıymetini ve kullanmasını bilmiyoruz. Bizi mutsuz eden, paha biçilmez yeteneklerimizi doğru bir şekilde kullanmasını bilmemek. Akıl, kalp, ruh, idrak, konuşmak gibi yeteneklerimizi verimli kullandığımız takdirde hem başarıyı, hem mutluluğu yakalayabiliriz.
Tüm ikili ilişkiler gibi aile içi mutluluğu başarmak da gayret ve beceri ister. Belki zordur, ama imkânsız değildir. Hem söyler misiniz, özel cennetimiz olan aile yuvasındaki huzurdan daha önemli ne var ki, bunun yolunda gayret göstermeyelim?

EŞİNİZE
CENNETTEN BAKIN
Bir gün Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemek yiyordu. Sofraya Hazreti Aişe Validemiz geldi. Baktı ki, başka bir eşinden gelen yemek yeniyor. Onun yemeğini döktü ve kendi pişirdiği yemeği sofraya koydu. Bu manzara karşısında bir başkası olsa, yeri göğü yıkabilir, onu ayıplardı, ama Rahmet Peygamberi, hiç yorumsuz, hiç ayıplamadan, gerçeğin ifadesi olan şu cümleyi söyledi:
� Anneniz kıskandı.
Çünkü Efendimiz onun geleceğini görüyordu. Biliyordu ki, Hazreti Aişe, hadislerini ezberleyip gelecek insanlara aktaracak, dinin bilhassa aile ve kadınlara ait hayatını öğretecekti. Biliyordu ki, o Cennet köşklerindeki arkadaşıydı. İnsan Cennetteki ebedî arkadaşını nasıl kırar, nasıl üzer, nasıl ayıplardı?
İşte hayat arkadaşınıza Cennetten bakın. Eşinizi sadece kısacık dünya hayatına göre değerlendirmeyin. Onun sonsuz âlemdeki arkadaşınız olduğunu düşünün. Gönlünüz rahat eder ve daha çok seversiniz.


İNŞALLAH
BİNA AYNI DEĞİLDİR
Bazen konferanslardan sonra ağır aile sorunları yaşayan okuyucularımla görüşüyorum. Ne kadar motive etsem, yine de ikna olmuyorlar. Benzer sorunları yaşadığımı ve aştığımı söylesem bile, "Ama hocam, siz ne kadar mutlusunuz. Eşinize şiirler yazıyorsunuz, şarkılar söylüyorsunuz. Birbirinizle ne kadar güzel anlaşıyorsunuz" diyorlar.
Siz de böyle düşünebilirsiniz, ama siz inşaatın bitmiş hâlini görüyorsunuz. Muhteşem bir sanat eserinin ilk hâlini düşünün. Temelin atılması, duvarların çıkılması, çatının örtülmesini görmüşsünüzdür. İnşaatın görüntüsü, hiç de bitmiş hâli gibi değildir, ama o harika eserin, işlenmiş, süslenmiş, temizlenmiş durumu ne kadar göz alıcı ve çekicidir. İşte bu sonuca bir anda gelinmedi. Binlerce insan, yıllarca çalıştı. Bugün İstanbul'un incisi olan Sultanahmed Camii, 17 yılda tamamlandı.
Bir yemeğin veya pastanın başlangıç hâlini ve bir de bitmiş, servis anındaki durumunu hayal edin. Elbette müthiş farklar göreceksiniz.
Bunlar gibi, evliliğinizde yığınla sorunla karşılaşacaksınız. Ayrıntılara takılıp kalmayın. Hedefinizdeki müthiş mutluluğu düşünün. Mutlaka tartışmalar, kırgınlıklar, sıkıntılar olacaktır, ama daha işin başındasınız. İlerleyen aylarda hayal edemediğiniz huzuru yakalayacaksınız. Çünkü kim aile yuvası için yatırım yaparsa, fazlasıyla alır. Fakat yöntemini bilmesi, sabırla çabalarını sürdürmesi gerekir. "Bunları da denedim olmadı" deyip mücadeleyi bırakmak, sizi tekrar başlangıca döndürür. Oysa az daha uğraşsaydınız, neticeyi elde edecektiniz.
Peki, "az daha"nın ölçüsü nedir? Bir ay mı, bir yıl mı? Onu bilemeyiz. Her aile, ayrı bir âlemdir. Her ailenin kendine özgü şartları ve imkânları vardır. Kurtuluş süresini, ALLAH'ın yardımı, sizin beceriniz ve gayretiniz belirler.
Yeter ki bu inançla isteyin. Cenab�ı Hak fazlasını bile verir. Ve bir gün, "Ya Rabbi, ben bu günleri görecek miydim?" diye ağlarsınız. Belki bu kadar nimet ve huzura lâyık olmadığınızı düşünürsünüz. Olsun. Rabbimizin verdiği hangi nimete layığız ki? Acziyetle istemek bizden, bol bol vermek Onun şanındandır..

Cemil Tokpınar

_________________
Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve nesiller ver. Bizi takvasahiplerine önder kıl (Furkan, 25/74).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MaVi_GüL
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 16657
Kayıt tarihi : 03/07/08

MesajKonu: Geri: Sorunlarla birlikte mutlu olabilirsiniz!   Çarş. Ara. 03 2014, 00:56

çiçek10 Allah razı olsun 2 çiçek10
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sorunlarla birlikte mutlu olabilirsiniz!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Cumhuriyet [ ****** ile birlikte Cumhuriyeti tekrar kurun! ]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ebeda :: İslami Konular :: Genel İslami Konular-
Buraya geçin: