ebeda

Sonu Olmayan Bir Yolda Birlikte Yürüyenlerin Sitesi
AnasayfaAnasayfa    Radyo  SSSSSS  AramaArama  Giriş yap  Kayıt OlKayıt Ol  
Son Konular
Konu Son Yazan GöndermeTarihi
Çarş. Kas. 15 2017, 21:26
Salı Kas. 14 2017, 03:24
Salı Kas. 14 2017, 01:22
Salı Kas. 14 2017, 01:10
C.tesi Kas. 11 2017, 04:59
C.tesi Kas. 11 2017, 04:22
C.tesi Kas. 11 2017, 04:20
C.tesi Kas. 11 2017, 04:18
C.tesi Kas. 11 2017, 04:15
Çarş. Ekim 25 2017, 15:02
Salı Ekim 17 2017, 03:48
Salı Ekim 17 2017, 03:44
Salı Ekim 17 2017, 03:36
Salı Ekim 17 2017, 03:34
Salı Ekim 17 2017, 03:33

Paylaş | 
 

 Sevgi ispat ister...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cennet Çiçeği
Özel Üye
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 5244
Kayıt tarihi : 02/08/10
Yaş : 46

MesajKonu: Sevgi ispat ister...   Çarş. Ağus. 21 2013, 18:54

Sevgi ıspat ister

      Bu dünyada en çok kimi severiz? İstisnasız kendini bilen her kul “âlemleri ve içinde bizleri var eden, sevgi ve lütfuyla kuşatan Rabbimiz ALLAH’ımızı çok severiz” der. Ancak bu söylem ne kadar samimidir? Bu önemli... Çünkü sevgi ve sadakat, söylemde kaldığı zaman önemini ve anlamını yitirir. İşte bu dünya hayatındaki iniş- çıkış grafikleri, bu sevgi ve sadakatin samimiyetini ölçen birer imtihan sahasıdır. Acaba sevgi ve sadakat yoğunluğumuz veya derecemiz ne kadardır? diye... İşte Hucurat süresi/ 14–15 ile ilahi cevap geliyor.
    “Bedevîler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer ALLAH'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. ALLAH çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. İman edenler ancak, ALLAH'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, ALLAH yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.” İman etmek, ALLAH ve Resulüne itaat etmek, itaat ise O’nun yolunda mal ve canını verme pahasına çabalamaktır, yorulmaktır ve hatta verebilmektir. Sevgi güven ister, yani eminlik. Sevdiğine güvenmemek, ne kadar doğru bir sevgidir? Üstelik sevdiği için nasıl fedakârlık yapsın. Bedeller ödesin. İşte bu nedenle güven olunmaksızın sevgi, kabul edilebilir bir sevgi değildir. Bu yüzden “boyun eğdik deyin” diyor, “iman ettiniz” demiyor. Buradan şu anlaşılıyor ki, güven ve sevgi, birlikte sunulmalıdır Rabbimize. Ki her şeyini feda edebilmeyi göze alsın. O güven ile hayatının sınırlarını biçimlendirsin. Rabbinin istediği ve kulları için seçtiği yaşam tarzı olan İslam dairesine girebilsin. Ve orada dursun, dirensin. Onun üzerinde çabalasın, çırpınsın ve hatta o amaç üzerinde ölebilsin. Böylece ALLAH’ımızın istediği gibi yaşamak, bu güven ve sevginin göstergesi olacaktır. İşte buna “itaat” denir. Severek ve güvenerek, ALLAH’a ve O’nun elçilerine tabii olmak... O kadar ki bu itaat, inanan kulların tabiatı olacak. Sevgi sadakat ister. Sadakati göstermek, tabii olmakla ilgilidir. Bu ne pahasına olursa olsun, neyi gerektirirse gerektirsin, hangi şartlarda olunursa olunsun, bu itaat üzerinde kararlı olmaktır. Bütün temennisi ve mücadelesi budur. “ Bizi sırat-ı müstakime ilet. Bu yolda sabit et, kararlı ve devamlı olmamızı sağla ya Rabbi!” diye diye müdahil olur hayata. Yüce ALLAH’ımız buyuruyor.
      Ahzab süresi/23 “Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, ALLAH'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. Bir kısmı da sözünde durmayı beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” İşte bu kararlılık ve sadakat üzere sevgi pekiştirilmiş ve korunmuş olur. Hiç bir kimse, hiçbir teklif, hiçbir şart bu kararlılık ve sadakati değiştirmemiştir gerçekten Rabbini sevenler için. İşte “onları deneriz.” Diyor ayet-i kerime. Biraz açlık, biraz korku, biraz darlık vs. ile imtihan ederiz. Onlar arasından “sabredenleri müjdele” diyor.
      Bakara süresi/155 “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” Yani her şeye rağmen ALLAH’a olan sevgi ve sadakatini koruyanları müjdele. İşte dilerim hepimiz bu listeye gireriz inşALLAH.
      Şunu da merak ediyorum doğrusu! “Acaba sevgimiz sadakatimizi koruyacak kadar güçlü mü?” Her şartta ve durumda sadakat olacak mı? Her durumda ve zamanda ilahi sınırlara dikkat ediyor muyuz? Hayatımızdaki iniş çıkışlarda ilahi ilkelerle hareket ediyor muyuz? Yoksa bence, sence, nefsin, ailemin, arkadaşlarımın, akrabalarımın, milletimin, devletimizin kural ve öğretileri ile mi hareket ediyoruz. Sahi; hayatımızın sınırlarını kim çiziyor sizce? ALLAH’ımız mı yoksa başkaları mı? O halde şirkin bulaştığı bir sevgi sizce ALLAH’ımıza sunulacak bir sevgi midir? ALLAH’ımız saf, temiz, kirletilmemiş bir sevgi istiyor bizden. Kulun kendisine sevgisini sunumunda ortak görmek istemiyor. Zaten kimsenin bu ortaklığa hakkı da yok. O halde Tevhid üzere sevgi olmalı. Tevhid’i anlamayan birisi, sevgisine mutlaka ortaklar koyacaktır. Adadıklarınızın veya feda ettiklerinizin veya size ait olanların bir kısmını ALLAH’a, bir kısmını ortak tuttuklarınıza mı veriyorsunuz? Oysaki ALLAH, Malikül mülktür. Hem her şey O’nun dur. Hem de her şeyin üzerinde tek otorite sahibidir. Bu durumda ALLAH’ımız, ne görünce sevgimizi kabul eder? İnsanın hayatındaki yapacaklarının ve yapmayacaklarının, isteyeceklerinin ve istemeyeceklerinin listesini kalbi belirler. Yani kalbimiz her şeyi belirler. Öyle ki aklı bile yönlendirir, kalp. O halde insanın ALLAH’ı için sunacağı en büyük hediyesi kalbidir. Kalbini gerçekten O’na verebiliyorsa, O’nu artık hayatının her alanına baş tacı olarak, söz sahibi olarak koyar. Çünkü kalbini ALLAH’ımızın ellerine vermiştir.
     “Sen ne istersen, sen ne dilersen Rabb’im. Seni neden razı olursan o olsun Rabbim.” “Seni incitmek, kalbime ihanettir Rabbim” diyecektir. Çünkü kalp bu sevgiye iştirak etmiyorsa, O’nu her an hissetmiyor ve anmıyorsa, O’nun adı anıldığında heyecanlanmıyor ve bir sıcaklık akmıyorsa içine, O’nun istediğini istemiyor ve anlamıyorsa, bu kalpsiz bir sevgidir. Tabii ki kalbin iştirak etmediği yerde sevgiden bahsedebilir miyiz, onu da siz takdir edin. İşte sevgi bir söylem olmamalı. O’nun bir göstergesi olmalı. Bu da sevginin tezahürleri olacak eylemlerdir.
İnsan Rabb’ine olan sevgi ve sadakatini ölçsün, biçsin. Bu şekilde belki sevgi ve sadakatinin yeterli olmadığını görür. Sevgisi ve bağlılığını ölçebilecek bir değer biçsin. Kendi kendini kandırmaya izin vermesin. Belki bir kurban kesecek ama Rabb’ine yakın olmayı yine başaramayacak. Sevgisini ve sadakatini yine sorgulamayacak, yine kendini tartamayacak. Daha neleri feda edebilirsin. Dolabındaki yiyecekler, cebindeki maaşın, çok sevdiğin özel bir eşyanı, arabanı, evini, sevdiklerini, koruduklarını, sakladıklarını, önemsediklerini, çocuklarını, eşini... Her bir aşama sevgi ve sadakatine bir değer biçer. Bir tabak yemek, bir bardak çay, bir aylık maaş, biraz daha artırabiliriz. “Arabamı ALLAH yolunda feda edebilirim” diyebilirsiniz. Daha ötesi evimi, eşimi, can ciğer çocuklarımı İslam yolunda olsunlar, ta ki feda oluncaya kadar... Annem ve babam da... Bundan daha ötesi var mıdır?
Vardır... Kendini… İşte o kalbin sahibi olan kendin, kalbini bizzat kendi ellerinle sunabilmek için “kendimi feda ediyorum” demelisin. Bu en büyük ve en katışıksız sevgi sunumudur. Bu yürek olmalıdır her birimizde... Mal ve can pahasına itaat etmek diyor ayet-i kerime. Demek ki kendimizi O’nun kollarına bırakmak ve O’na göre yaşamak ve ölmek sevginin ispatıdır. Kuru kuruya “ALLAH’ımı çok seviyorum ve her şeyim feda olsun” demekle olmuyor. Hayatımız bunu ispatlamalı….
Alıntı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MaVi_GüL
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 16657
Kayıt tarihi : 03/07/08

MesajKonu: Geri: Sevgi ispat ister...   Perş. Ağus. 22 2013, 01:39

çiçek7 Allah razı olsun çiçek7 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sevgi ispat ister...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» SEVGİ Mİ ? VEFA MI ?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ebeda :: İslami Konular :: Genel İslami Konular-
Buraya geçin: